Theo Angelopoulos, sinemayı zamanın ve tarihin akışına teslim eden bir yönetmendir. Onun ünlü uzun planları (plan-sequence), yalnızca bir biçim tercihi değil, bir dünya görüşüdür: Zaman kesilmemeli, tarih bir bütün olarak akmalıdır. Ulysses’in Bakışı ve Sonsuzluk ve Bir Gün‘de kamera, coğrafyayı ve belleği tek bir nefeste kat eder.
Angelopoulos’un “cesareti”, seyircinin sabrına güvenmesindedir. O, hızlı kurgunun egemen olduğu bir çağda, bir planın dakikalarca sürmesine izin verir; çünkü ancak bu süre içinde mekân, karakter ve tarih birbirine dokunabilir. Sınırlar, sürgün ve Balkanların parçalanmış hafızası, onun değişmez temalarıdır.
Kuramsal olarak Angelopoulos sineması, Bazin’in “gerçekliğin bütünlüğü” fikriyle akrabadır: Montajın parçalamadığı, zamanın kendi ağırlığıyla anlam kazandığı bir sinema. Bu, sabrı bir estetiğe dönüştürme cesaretidir.