Ada, sinemada her zaman bir sınav mekânıdır: Karadan kopuk, kendi kurallarıyla var olan, insanı çıplaklaştıran bir coğrafya. Roberto Rossellini’nin Stromboli‘si (1950) ile Emanuele Crialese’nin Respiro‘su (2002), iki farklı çağdan iki ada kadınını karşı karşıya getirir.
Stromboli‘de Ingrid Bergman’ın canlandırdığı Karin, savaş sonrası bir mülteci olarak yabancı bir volkanik adaya düşer; doğanın ve topluluğun sertliği karşısında bir tür ruhsal krize sürüklenir. Rossellini’nin neo-gerçekçi kamerası, volkanın patlamasını hem fiziksel hem manevi bir arınmaya dönüştürür.
Respiro‘da ise Grazia, Sicilya açıklarındaki bir adada, “normal” olmayı reddeden özgür ruhuyla topluluğun baskısına direnir. İki filmde de kadın, adanın kapalı düzenine sığmayan bir taşkınlıktır. Ada, onları hem hapseder hem de dönüştürür; deniz ise hep bir kaçış ve yeniden doğuş vaadi olarak ufukta durur.