Alejandro Jodorowsky, sinemayı bir ayin, bir provokasyon ve bir bilinç arınması olarak gören ender yönetmenlerdendir. İlk uzun metrajı Fando y Lis (1968), onun sonraki büyük yapıtları El Topo ve Kutsal Dağ‘a açılan kapıdır. Gösterimi Meksika’da isyan çıkaracak kadar sarsıcı olmuştu.
Film, felçli sevgilisi Lis’i el arabasında taşıyan Fando’nun, efsanevi Tar şehrini arayışını anlatır. Ama bu bir olay örgüsü değil, bir rüya mantığıdır: Sürrealist imgeler, ezoterik semboller ve acımasız bir şiddet iç içe geçer. Jodorowsky, Fernando Arrabal’la kurdukları “Panik Hareketi”nin sinemadaki karşılığını burada dener.
Fando y Lis, anlatıyı reddeden, seyirciyi rahatsız ederek uyandırmayı amaçlayan bir sinemanın manifestosudur. Jodorowsky için film, tıpkı bir tarot destesi gibi, yorumlanmayı bekleyen sembollerden oluşur. Bu üçlemeye giriş, modern kült sinemanın en uç köşelerinden birine adım atmaktır.