Jim Jarmusch’un Dead Man‘i, Western türünü tersine çeviren bir “asit western”dir. Muhasebeci William Blake’in (Johnny Depp) batıya yolculuğu, bir fetih hikâyesi değil, bir ölüm yolculuğudur. Robby Müller’in siyah-beyaz görüntüleri ve Neil Young’ın doğaçlama gitar müziği, filme bir rüya ile kâbus arasındaki o belirsiz dokuyu verir.
Blake, kendisini İngiliz şair William Blake sanan Kızılderili “Nobody” ile yol alır. Bu ilişki, Amerikan mitolojisini yerlinin gözünden yeniden okur: Batı’nın “keşfi”, aslında bir soykırımın ve doğanın tahribatının hikâyesidir. Jarmusch, klasik Western’in kahramanlık anlatısını söker ve yerine bir ağıt koyar.
Film ilerledikçe olay örgüsü çözülür, zaman akışkanlaşır; Blake giderek şiirin, ölümün ve manevi bir geçişin diline yaklaşır. Dead Man, tür sinemasının bir felsefi şiire dönüşebileceğini gösteren, bağımsız Amerikan sinemasının en cesur örneklerinden biridir.