Orpheus ve Şiir Üzerine

Jean Cocteau’nun Orphée‘si (1950), antik Orpheus mitini modern Paris’e taşıyarak sinemanın şiirle olan akrabalığını sorgular. Cocteau için sinema, “uyuyan bir adamın rüyasını başkalarının da görmesini sağlayan” bir araçtır; bir düş makinesi.

Filmde ayna, ölümün kapısıdır: “Aynalar, Ölüm’ün gelip gittiği kapılardır” der Cocteau. Şair Orphée, radyodan gelen şifreli şiir parçalarına takılır, ölümüne âşık olur ve yeraltı dünyasına iner. Cocteau, teknik hileleri (geri sarma, negatif görüntü) bir illüzyonist gibi kullanarak mitolojik olanı somutlaştırır.

Orpheus miti, şairin işini özetler: Karanlığa inmek, kaybettiğini geri getirmeye çalışmak ve ardına bakmanın bedelini ödemek. Cocteau’nun sineması, şiirin görüntüyle nasıl bir olabileceğinin en zarif kanıtlarından biridir — bir düşü perdeye nakşetme sanatı.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir