Andrey Zvyagintsev’in ilk filmi The Return (Vozvraşçeniye), on iki yıl sonra aniden ortaya çıkan bir babanın, iki oğlunu bir yolculuğa çıkarışını anlatır. Ama bu bir baba-oğul yakınlaşması değil, bir otorite sınavıdır. Baba kimdir, neden gitmişti, neden döndü — film hiçbirini açıklamaz; bu belirsizlik, filmi bir alegoriye dönüştürür.
Zvyagintsev’in soğuk, gri Rus manzaraları ve titiz kompozisyonları, Tarkovski’nin mirasını çağrıştırır. Su, sürekli tekrarlayan bir imgedir: Yağmur, göl, ıssız bir ada. Baba figürü hem Tanrı’yı hem devleti hem de erişilemez bir geçmişi temsil eder gibidir.
Trajik final, otorite ile sevgi arasındaki çözülemez gerilimi bir kayıpla mühürler. The Return, az sözle çok şey söyleyen, çağdaş Rus sinemasının en güçlü çıkışlarından biridir; Venedik’te Altın Aslan’ı hak eden, mitsel ağırlıkta bir ilk film.