Uygarlığın Döndüremediği Tekerlek

Sinema, ilerleme miti üzerine kurulmuş bir çağın çocuğudur; ama en derin filmler, tam da bu ilerleme fikrini sorgular. Tekerlek döner, teknoloji büyür, kentler yükselir — ama insan, temel açmazlarında pek de ilerlemez. Şiddet, açgözlülük, yalnızlık: Uygarlığın döndüremediği tekerlek budur.

Kubrick’in 2001‘inde kemikten uzay gemisine uzanan o ünlü kesme, hem insanın dehasını hem de ilk aletin bir silah oluşunu aynı anda gösterir. Teknoloji değişir, dürtü aynı kalır. Tarkovski, Béla Tarr, Haneke gibi yönetmenler de bu kuşkuyu paylaşır: Uygarlık bir cila, altındaki karanlık değişmez.

Sinema, ilerlemeye inanan bir sanatın içinden ilerlemenin sınırlarını gösterir. Ekranda dönen tekerlek, bizi bir yere götürür gibi görünse de, çoğu zaman aynı insani soruların etrafında döner durur.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir