Alejandro González Iñárritu’nun Babel‘i, Fas, Meksika, ABD ve Japonya’da geçen dört hikâyeyi tek bir kaza etrafında örer. Bir tüfek, kıtaları ve kaderleri birbirine bağlar; küreselleşmiş bir dünyada herkes birbirine değer ama kimse birbirini anlayamaz.
Filmin adı, Babil Kulesi efsanesine gönderme yapar: İnsanlar aynı gezegeni paylaşır ama farklı diller, farklı sınırlar onları böler. İletişimsizlik, sadece dil değil; sınıf, coğrafya ve önyargı meselesidir. Bir el hareketi, bir bakış, ölümcül bir yanlış anlaşılmaya dönüşebilir.
Iñárritu, “ölüm üçlemesi”nin bu son filminde, bolluk dünyasının tam ortasındaki yoksunluğu —şefkat ve anlayış yoksunluğunu— gösterir. Babel, küresel bağların bizi nasıl hem birleştirip hem yabancılaştırdığını anlatan, çok sesli ve acılı bir çağ portresidir.