Terence Davies, İngiliz sinemasının en lirik bellek şairidir. Filmleri, çoğu zaman kendi çocukluğunun Liverpool’una, işçi sınıfı bir Katolik ailenin baskıcı ama şefkatli dünyasına döner. Onun için sinema, kayıp zamanı geri çağırmanın bir yoludur.
Distant Voices, Still Lives, aile belleğini şarkılarla, fotoğraf gibi donmuş sahnelerle örer; anılar kronolojik değil, duygusal bir mantıkla akar. Of Time and the City belgeselinde ise Davies, doğduğu şehre hem bir aşk hem de bir hesaplaşma mektubu yazar.
Davies’in sineması yavaş, müzikal ve derinden melankoliktir; Proust’un edebiyatta yaptığını, o perdede yapar. Kaybettiğimiz zamanın ve mekânların peşinde, belleğin nasıl hem yara hem teselli olduğunu gösterir. Sessiz ama unutulmaz bir auteur’dür.