Steve McQueen’in ilk filmi Hunger, 1981’de Kuzey İrlandalı mahkûm Bobby Sands’in öncülük ettiği ölüm orucunu anlatır. Film, sözü en aza indirir; bedenin kendisini bir direniş ve bir dil hâline getirir.
McQueen, görsel sanatçı kökeninden gelen bir titizlikle, hapishanenin şiddetini ve bedenin çöküşünü neredeyse tablovari kompozisyonlarla resmeder. Filmin ortasındaki, Sands ile bir rahip arasındaki uzun, tek planlık diyalog, sinemanın en cesur sahnelerinden biridir: İdeoloji, ahlak ve fedakârlık, tek bir nefeste tartışılır.
Açlık grevi, hiçbir silahı kalmamış bir insanın son direniş aracıdır: Kendi bedenini bir protestoya dönüştürmek. Hunger, siyasi bir tez sunmaktan çok, bedenin ve iradenin sınırlarını sorgular; direnişin bedelini, çıplak ve unutulmaz bir dürüstlükle gösterir.