Sürgün

Sürgün, 20. yüzyılın ve sinemanın temel deneyimlerinden biridir. Savaşlar, diktatörlükler ve göçler, sayısız insanı ve sanatçıyı yurdundan kopardı. Sinema hem sürgünleri anlattı hem de bizzat sürgünler tarafından yapıldı.

Nazizm’den kaçan Alman yönetmenler Hollywood’a ekspresyonizmi ve film noir’ı taşıdı; Tarkovski, İran ve Türkiye’den yönetmenler, ülkelerinden uzakta film çekmek zorunda kaldı. Sürgün, bir kayıp olduğu kadar, yeni bir bakış da doğurur: İki dünyanın arasında kalan göz, her ikisini de daha keskin görür.

Sürgün filmlerinde ev, artık bir yer değil, bir özlemdir; geri dönülemeyen bir zamandır. Angelopoulos’un sınırları, Kiarostami’nin yolları, hep bu kopuşun izini taşır. Sinema, yurtsuzluğu bir tema olarak değil, bir varoluş biçimi olarak kaydeder; sürgünün belleğini perdede yaşatır.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir