Zeki Demirkubuz, çağdaş Türk sinemasının en özgün ve en Dostoyevskievari sesidir. Kapalı mekânlarda, loş ışıkta geçen filmleri; suçluluk, umutsuzluk, kıskançlık ve vicdan üzerine yoğunlaşır. Masumiyet, Üçüncü Sayfa, Yazgı ve Kader ile insanın karanlık iç dünyasını acımasız bir dürüstlükle kazır.
Demirkubuz’un sineması gösterişten uzaktır: Sabit kamera, uzun planlar, minimal müzik. Karakterleri çoğu zaman kaderine teslim olmuş, ahlaki bir açmazda debelenen sıradan insanlardır. Camus’nün Yabancı‘sından esinlenen Yazgı, kayıtsızlığın ve varoluşun sınırlarını sorgular.
Televizyon ve popüler sinemaya mesafeli duran Demirkubuz, kendi yapım koşullarını yaratarak bağımsızlığını korudu. O, Türkiye’de auteur sinemasının en tutarlı temsilcilerinden biri; insan ruhunun en dipteki köşelerine bakmaktan korkmayan bir yönetmendir.