Werner Herzog, Yeni Alman Sineması’nın en tutkulu ve en uç ismidir. Aguirre, Tanrının Gazabı ve Fitzcarraldo ile doğanın karşısında çıldıran, imkânsızı arzulayan insanı anlattı — üstelik bu filmleri, kahramanları kadar çılgın koşullarda, Amazon ormanlarında çekerek.
Herzog için sinema, “ecstatic truth” (coşkun hakikat) arayışıdır: Olguların değil, daha derin bir şiirsel gerçeğin peşindedir. Kurmaca ile belgesel arasında sürekli gidip gelir; Grizzly Man ve Karanlığın Mağarası gibi belgesellerinde insanın doğayla ve kendi kibriyle olan trajik ilişkisini kazır.
Klaus Kinski’yle kurdukları fırtınalı işbirliği efsanevidir. Herzog’un o meşhur, hipnotik anlatıcı sesi bile başlı başına bir marka oldu. O, sinemayı konforlu bir eğlence değil, insanın sınırlarını sınayan bir sefer olarak gören; doğanın kayıtsız görkemi karşısında insanı küçük ama trajik gösteren bir kâşiftir.