Federico Fellini’nin 8½‘i, sinema hakkında çekilmiş en büyük filmlerden biridir: Yeni filmini nasıl çekeceğini bilemeyen, yaratıcılık krizindeki bir yönetmenin (Guido) iç dünyasını, rüyalarını ve anılarını bir karnaval gibi resmeder. Gerçek, fantezi ve bellek sürekli birbirine karışır.
Film, yaratma sancısını, kadınlarla ilişkileri, çocukluğu ve ölüm korkusunu düşsel bir akışkanlıkla iç içe geçirir. Guido, herkesin ondan bir şey beklediği bir hayatın ortasında kaybolmuştur; tıpkı Fellini’nin kendisi gibi. Açılıştaki trafik-sıkışıklığı kâbusu, modern insanın boğulmuşluğunun unutulmaz bir imgesidir.
Finaldeki büyük dans, tüm karakterlerin bir araya geldiği bir uzlaşma ve kabullenmedir: Hayat, kaosuyla birlikte kucaklanmalıdır. 8½, otobiyografiyi evrensele bağlayan, sanatçının iç dünyasını sinemanın diline çeviren bir başyapıttır — imgelemin sınırsız bir kutlaması.