2000’lerden itibaren Güney Kore sineması, tür sinemasını sanatsal iddiayla birleştiren, tonlar arasında ustaca gezinen bir yaratıcılık patlaması yaşadı. Komedi, dram, gerilim ve şiddet çoğu zaman aynı filmde, beklenmedik geçişlerle bir araya gelir; seyirciyi hem sarsar hem düşündürür.
Park Chan-wook’un Oldboy‘u intikamı bir Yunan trajedisine dönüştürdü; Bong Joon-ho’nun Parazit‘i sınıf çatışmasını kara mizahla anlatarak hem Altın Palmiye hem Oscar kazandı ve dünya sinemasında bir dönüm noktası oldu. Lee Chang-dong ise Şiir ve Yanan ile daha içe dönük, edebi bir çizgi kurdu.
Yeni Kore Sineması, ulusal olanı evrensele bağlayan, tür kalıplarını hem kullanıp hem aşan enerjisiyle çağdaş dünya sinemasının en dinamik damarlarından biridir. Sınıf, şiddet ve tarih üzerine cesur sorular soran bu sinema, “altyazının bir inçlik engelini” aşarak küresel bir güç hâline geldi.