
Giuseppe Tornatore’nin 1988 yapımı Cinema Paradiso’sunda, artık orta yaşlı bir yönetmen olan Salvatore, çocukluk dostu ve akıl hocası Alfredo’nun cenazesine katılmak için otuz yıl sonra köyüne döner. Sinemanın yıkılışını izler, annesiyle konuşur, ama filmin gerçek yumruğu Roma’ya döndükten sonra gelir: Alfredo’nun ona bıraktığı, üzerinde hiçbir etiket olmayan bir film bobini.
Salvatore bu bobini özel bir gösterim odasında izlediğinde, karşısına çıkan şey bir mektup ya da bir açıklama değil — sadece art arda eklenmiş, onlarca öpücük sahnesi. Bunlar, Alfredo’nun çocukluk yıllarında köy papazının “ahlaka aykırı” bularak sansürlediği, filmlerden makasla kestiği sahnelerdir. Papaz o sahneleri yasaklarken, Alfredo onları çöpe atmak yerine sessizce saklamış, yıllarca biriktirmiştir.
Bu sahnenin gücü, hiçbir diyalog içermemesinden gelir. Salvatore’nin yüzündeki ifade değişimini izleriz sadece — önce şaşkınlık, sonra bir gülümseme, sonunda gözyaşları. Bu bobin, Alfredo’nun ona hiçbir zaman söyleyemediği bir şeyi söylüyordur aslında: onu ne kadar sevdiğini, ve neden köye dönmemesi gerektiğini defalarca tekrarlarken bile onu asla unutmadığını.
İlginç olan, bu sahnenin anlamının filmin genelinde taşıdığı ironi. Alfredo, genç Salvatore’yi sinemanın büyüsüne âşık eden kişidir, ama aynı zamanda onu bu büyüden koparıp “gerçek hayata,” büyük şehre gönderen de odur — “geri dönme, bizi düşünme” der ona. Öpücükler bobini, bu iki çelişkili dürtünün -tutkuyu besleme ve tutkudan uzaklaştırma- aslında aynı sevginin iki yüzü olduğunu gösterir. Alfredo, Salvatore’nin büyümesini, kendi elleriyle kestiği o sahneler üzerinden, dolaylı bir vasiyet gibi tamamlar.
Bu, Persona üzerine yazımızda değindiğimiz o “söylenmeyenin, bakışın kendisinin bir dil olması” fikrinin belki de en duygusal örneklerinden biri: Alfredo, hayattayken Salvatore’ye söyleyemediği şeyi, ölümünden sonra, kelime kullanmadan, sadece bir montajla anlatabiliyor. SlashFilm’in filmin finaline ayırdığı yazıda da vurgulandığı gibi, bu bobin aslında eğitimsiz ama sinemaya adanmış bir adamın, sevgisini ifade edebildiği tek dilde yazdığı bir mektup — buradan okunabilir.
Cinema Paradiso’nun bu finali, sinemanın kendisine dair bir öz-farkındalıkla da yüklüdür: bir sanat formu olarak sinema, sansürlenmiş, kesilmiş, susturulmuş olsa bile, o kesilen parçaların kendisi bir gün başka bir anlam kazanabilir. Alfredo’nun çöpe atmadığı o kareler, otuz yıl sonra bir adamın hayatındaki en dolu anlardan birine dönüşüyor — sinemanın, zamanla nasıl kendi kendini yeniden yazabildiğinin güzel bir kanıtı olarak.
Sıkça Sorulan Sorular
Cinema Paradiso’nun öpücükler bobini nedir?
Filmde rahibin sansürlettiği öpüşme sahnelerinin kesilip saklanması ve yıllar sonra Salvatore’ye miras bırakılan tek bir makarada birleştirilmesidir.
Cinema Paradiso’nun yönetmeni kimdir?
Giuseppe Tornatore (1988). Filmin unutulmaz müzikleri Ennio Morricone’ye aittir.
Cinema Paradiso neyi anlatır?
Sinemaya âşık bir çocuğun büyümesini, taşra sinemasının toplumsal işlevini ve geçmişe duyulan nostaljiyi anlatır.