Sinema Defteri

Bağımsız sinema, film analizleri, yönetmen portreleri ve kültür-sanat üzerine yazılar — 2004'ten bu yana.

Açlık Üzerine (Hunger, Steve McQueen, 2008)

group of people staring at monitor inside room

Steve McQueen’in ilk filmi Hunger, 1981’de Kuzey İrlandalı mahkûm Bobby Sands’in öncülük ettiği ölüm orucunu anlatır. Film, sözü en aza indirir; bedenin kendisini bir direniş ve bir dil hâline getirir. McQueen, görsel sanatçı kökeninden gelen bir titizlikle, hapishanenin şiddetini ve…

Başladığı Yerde Biter Tüm Yolculuklar: Paris, Texas (1984)

turned on LED projector on table

Wim Wenders’ın Paris, Texas‘ı, çölde sessizce yürüyen bir adamla açılır: Yıllar önce ailesini terk eden, hafızasını ve sesini yitirmiş Travis. Film, onun oğluyla ve sonra eski karısıyla yeniden bağ kurma çabasını, Amerikan manzarasının uçsuz bucaksızlığında anlatır. Robby Müller’in kamerası, neon…

Üç Maymun (Nuri Bilge Ceylan, 2008)

red and black theater chairs

Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun‘u, bir yalanın bir aileyi nasıl çürüttüğünü, “görmedim, duymadım, bilmiyorum” üçlüsünün ahlaki bedelini anlatır. Patronunun suçunu para karşılığı üstlenen bir şoförün ailesi, sustukça çürür. Ceylan, bu filmde daha önceki minimalizmini bir aile melodramının gerilimiyle birleştirir. Boğucu…

Dövüş Kulübü (Fight Club, David Fincher, 1999)

clap board roadside Jakob and Ryan

David Fincher’ın Dövüş Kulübü‘sü, tüketim toplumunda kimliğini yitiren modern erkeğin öfkesini bir kült patlamaya dönüştürür. İsimsiz anlatıcının, karizmatik Tyler Durden’la kurduğu dostluk, giderek bir anarşist harekete evrilir. Film, IKEA kataloglarıyla tanımlanan bir hayatın boşluğunu, şiddet ve kendini yıkım yoluyla doldurmaya…

Sinemada Sofra: Paylaşılan Yemek Neyi Anlatır?

Bir film karakterinin ne yediğini nadiren hatırlarız — ama bazı filmlerde, o yemek sahnesinin kendisi, koca bir hikâyenin tüm ağırlığını taşır. Sinema, yemeği bir ihtiyaç olarak değil, bir dil olarak keşfettiğinde, sofra masası da en yoğun duygusal sahnelerin geçtiği bir…

Yasujirō Ozu: Sükûnetin ve Sabrın Ustası

Tokyo Hikayesi üzerine yazımızda bir ailenin dağılışını, bağırmadan, büyük jestlere başvurmadan anlatan bir filmden söz etmiştik. O sükûneti mümkün kılan yönetmen, Japon sinemasının belki de en disiplinli, en tanınabilir üslubuna sahip ismiydi: Yasujirō Ozu. Kırk yılı aşkın kariyeri boyunca neredeyse…

Betorder Giriş Yap

Kültür, sanat, sinema dünyası ve kaliteli dijital içeriklerin buluşma noktası olan sinemadefteri.com, kullanıcılarına ilham veren ve rehberlik eden nitelikli yazılar sunmaktadır. İnternet dünyasının sunduğu geniş spektrumlu eğlence alternatifleri arasında, kullanıcıların sorunsuz bir şekilde platformlara entegre olması büyük bir önem arz…

Sinemada Işık ve Gölge: Karanlığın Anlattıkları

Bir yüzün yarısı aydınlıkta, yarısı karanlıkta kaldığında, o yüz artık tek bir şey anlatmıyor — iki şey anlatıyor. Sinema, ışığı bir görünürlük aracı olarak değil, bir anlatı aracı olarak keşfettiği andan itibaren, gölge de kendi başına bir karakter hâline geldi.…

8½ (Federico Fellini, 1963)

Guido Anselmi, yeni bir film çekmek üzeredir ama elinde ne bir senaryo ne de bir fikir vardır. Set kurulmuş, oyuncular sözleşmiş, prodüktör parayı harcamış — ve yönetmen, kendi filminin ortasında, ne çekeceğini bilmeyen bir adam olarak dolaşıyor. Fellini’nin 8½’i, bir…

Sinema Tarihinde Bağımsız Filmler: Alternatif Anlatıların Gücü

Hollywood’un dev bütçeli yapımları ve gişe rekortmeni süper kahraman filmleri sinema salonlarını domine etmeye devam ederken, yedinci sanatın asıl kalbi bağımsız sinema projelerinde atmaya devam etmektedir. Büyük stüdyoların ticari kaygılarından ve sansürlerinden uzak bir şekilde üretilen bu yapımlar; insan psikolojisinin…